www.hikayearsivi.net
olarak 2002 yılından
itibaren yayın faaliyetimizi sürdürmekteyiz. İnternet üzerinde yayın yapan birçok sitenin içeriğinde, sitemiz içeriği
kullanılmaktadır. İlk defa birçok kategori altında hikaye-öykü ve masalları paylaşmaya başlayan sitemiz,
bu konuda da diğer sitelere örnek olmuştur. Sitemizin ve içeriğinin genişlemesine ve sitemizin tanıtımına siz değerli ziyaretçilerimizin
katkısı çok önemlidir. Sitemiz içeriğini paylaşırken, mutlaka kaynak olarak
www.hikayearsivi.net den alıntılandığını belirterek içeriğimizi kullanabilirsiniz.
Unutmayın ki kaynak belirtmeden, içeriğimizi alan onlarca site ve ziyaretçi, çalışmalarımızdaki emeğe karşı bizi şevksiz bırakmaktadırlar.
Lütfen sitemizin tanıtımına sizde katkı sağlayın.
(KuTuL KuLuB)
İlk Uçak, İlk Paraşüt, İlk Roket ve İlk Denizaltı
Ünlü Türk bilgini Farabi'nin hemşerisi olan İsmail Cevrehi ünlü bir dilciydi ama teknik konulara da merak sarmıştı. Çeşitli hesaplar yapıyor, insanların da kuşlar gibi uçabilmesi için neler yapılması gerektiği üzerine fikir yürütüyordu.
Çalışmalarını belli bir noktaya getirdikten sonra hazırladığı kanatları alarak Nişabur'daki Ulu Cami'nin kubbesine çıktı ve merak içinde kendisini seyretmekte olan halka şöyle seslendi:
- "Ey insanlar! Dünyada benden önce hiç kimseye nasip olmayan bir işe girişiyorum. Boşluğa kendimi bırakıp göklerde uçacağım!.."
Farablı İsmail Cevheri söylediğini yaptı ve kendisini boşluğa bırakıp uçmaya başladı. Bir süre sonra yere inmek istedi ama başaramadı ve aniden düşüp parçalandı. Bu olay 1002 yılında olmuştu.
1159 yılında ise yine bir Türk, Bizans İmparatoru Manuel Kommen ve Anadolu Selçuklu Devleti'nin kurucusu Kutalmış oğlu Süleyman Şah'ın oğlu Kılıç Arslan'ın huzurunda uçuş denemesi yaptı.
Üzerinde bulunan gayet uzun ve geniş elbisesiyle At Meydanı'ndaki Dikilitaş'a çıkan bu Türk az sonra kendisini boşluğa bırakıverdi. Üzerindeki elbise bir paraşüt gibi açıldığı için havada kalmayı başardı ve bir süre sağa sola hamle yaparak uçmaya çalıştı. Ancak bu deneme de başarısız oldu ve yüzlerce - binlerce kişinin bakışları altında yere çakılıp kaldı.
Evet... Bu iki deneme başarısızlıkla sonuçlanmıştı ama uçma konusunda insanlığın önüne ışık yakılmıştı. Bunu başarmak yine Türklere yakışırdı ve öyle de oldu.
Dördüncü Murad zamanında yaşayan ve çeşitli ilimlerde bilgi sahibi olan Hazarfen Ahmed Çelebi Galata Kulesi'nden uçarak boğazı geçeceğini iddia etti ve bunu denemek için harekete geçti.
Başta padişah olmak üzere adeta bütün İstanbul ayaktaydı ve bu heyecanlı anı bekliyordu. Hezarfen Ahmed Çelebi sırtına taktığı iri kartal kanatlarını açtı, kendini boşluğa bıraktı ve uçmaya başladı... Kanatları çırpa çırpa boğazı geçti ve Üsküdar'daki Doğancılar Meydanı'na inmeyi başardı. İşte, ilk başarılı uçuş gerçekleşmişti.
Peki ya roket denemesi?
İnsanların uçabilmesi için bu kadar gayret gösteren ve başarıya ulaşan Türk insanı elbette roket denemesinin şerefini de taşımalıydı. Nitekim öyle oldu...
Dördüncü Murad'ın kızı Sultan'ın doğduğu akşam İstanbul'da şenlikler yapılıyordu. Lagari Hasan Çelebi isimli bir kişi yardımcılarıyla birlikte ortaya çıktı ve "Yedi kollu Fişek" adını verdiği roketine bindi. Kalabalıkla birlikte kendisini seyreden padişaha, "Padişahım, seni Allah'a ısmarladım; ben, İsa Peygamber'le konuşmaya gidiyorum" diye seslendi. Bu arada yardımcıları barutları ateşlemişlerdi. Ateşlemeyle birlikte Yedi Kollu Fişek fırladı ve karanlık gökyüzünde kaybolup gitti. Heyecanlı bekleyiş bir süre devam etti ama, dönüşten ümit kesilince kalabalık dağıldı.
Barutların yanması bitince hızı kesilen Yedi Kollu Fişek düşüşe geçmiş, kartal kanatlarını açan Lagari Hasan Çelebi ise ilerde bir yere inmeyi başarmıştı. Sevinç içinde saraya doğru koştu, sözünü yerine getirmiş olmanın sevinciyle Padişah'a seslendi:
"- Padişahım, İsa Peygamber sana selam söyledi!"
Dördüncü Murad Lagari Hasan Çelebi'yi bir kese altınla ödüllendirdi.
Buraya yazdıklarımız şaka değil, gerçek; ilk uçak, ilk paraşüt ve ilk roket denemesinden sonra yeri gelmişken ilk denizaltı da ecdadımızın yaptığını söylemek zorundayız.
Daha Amerika ve Avrupa'da "denizaltı" diye bir araç bilinmezken Üçüncü Ahmed döneminde "Tahtelbahir" adı verilen ilk Türk denizaltısı yapılmıştı bile.
Mimar İbrahim Efendi'nin buluşu olan bu denizaltı bir timsah şeklinde yapılmıştı. Halk bu denizaltıyı Üçüncü Ahmed'in çocuklarının sünnet törenleri yapılırken gördü ve herkes hayretler içinde kaldı. Tören sırasında Haliç'te denizin dibinden suyun üstüne çıkan bu "Tahtelbahir" ağır ağır ilerleyerek paişahın bulunduğu yere doğru gitti.Yarım saat kadar orada kaldıktan sonra tekrar suyun içine girdi ve az sonra tekrar çıktı. Herkes hayret ve şaşkınlık içindeydi. Timsaha benzeyen bu aracın içinden beş kişinin çıkması hayret ve şaşkınlıkları daha da arttırdı. Bu olay, sünnet töreninin en büyük sürprizi olmuştu. Bu konuda ünlü Surname'de ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığı tarafından yayınlanan "Türk Denizaltıcılık Tarihi" adlı eserde gerekli bilgiler yer almaktadır.
Ancak ne var ki, "Tahtelbahir" kısa bir süre sonra unutulup gitmiş ve biz ondan yıllar sonra ilk denizaltıyı Amerikalıların yaptığını sanmışız!
Evet... Uzay teknolojisinin, denizaltı denemesinin temelinde bizim fikirlerimiz var, ilk uygulamaları biz yapmışız ama teşebbüs safhasından öte geçememişiz. Şimdi, başkalarının yaptıklarını hayranlıkla seyrediyor, çocuklarımızın gelecekteki başarıları için dualar ediyoruz.
Kaynak: Dr. Bahattin ERGEZEN,
Kaynak: Hikaye-Öykü-Masal Arşivi: www.hikayearsivi.net
Bu hikayeyi beğendi iseniz, veya fikrinizi diğer ziyaretçilerle
paylaşmak istiyorsanız lütfen YORUMUNUZU
yapın. Sadece 1-2 saniyenizi alacaktır.
hikaye çok güzel ama 1159 da selçuklu tahtında süleyman şahın oğlu olan I. kılıçarslan değil, oğlunun torunu olan II. kııçarsan vardı.
Yazan:izzet bezgin
19.10.2005 -
hikayeniz güzel. ancak bir noktayı daha söylemeden geçemedim.
Tüm dünya denizaltıcılık tarihi kabul etmektedirki, bir denizaltı
tarafından yapılan ilk torpido atışı 1888 yılında Abdülhamid denizaltısı tarafından İzmit'te icra edilmiştir.
Sitemizden alınan tüm hikaye-öykü-masal ve materyaller için link verilmesi
zorunludur. Site içeriğini kullanmak için site yönetimiyle [kutulkulub@gmail.com] irtibata geçerek
istifade edebilirsiniz.
HİKAYE
KATEGORİLERİNİN TÜMÜ:
1-İbretli
Hikayeler(Birbirinden İbretli Hikayeler-Öyküler)2-Dini Hikayeler(Dini-Ahlaki
Ders Veren Hikayeler)3-Yaşanmış Hikayeler(Yaşanmış, Gerçek Hayat
Öyküleri)4-Duygusal Hikayeler(Duygu Yüklü, Duygusal Hikayeler)5-Sevgi
Hikayeleri(Sevgi Dolu Hikayeler)6-Aşk Hikayeleri(Aşk ve Aşkı Anlatan
Hikayeler)7- Din Büyüklerinden Hikayeler(Dini Önderler ve Alimlerden
Hayat Hikayeleri)8-En Güzel Dini Hikayeler(Güzele Yelken Açan Dini
Hikayeler)9-Masal Demeti (Masallarla Yüklü Bir Demet)10-Hayatın
İçinden Hikayeler(Hayatın İçinden Seyrettiğimiz Hikayeler)11-İran
Hikayeleri(İran Nesrinden Seçme Hikayeler-Öyküler)12-Dostluk Hikayeleri(Dostluğu,Örnek
Dostlukları Anlatan Hikayeler)13-Mevlanadan Hikayeler(Mesnevi'de Geçen
Mevlana Hazretlerinden Hikayeler)14- Kıssadan Hisseler(Kıssadan Hisse
Dedirten Hikayeler)15-Çocuklar İçin Hikayeler(Çocuklara Yönelik Eğitici
Hikayeler)16-Doğruların Öyküsü(Doğruların Öyküleri)17- Komik Hikayeler(Güldüren,
Güldürürken Öğreten Hikayeler)18-Nasreddin Hocadan Hikayeler(Nasreddin
Hocanın Pratik Zekası ve Saflığıyla)19- Sahabeden ve Evliyaullahtan Hikayeler(Sahabenin
ve Evliyaların Hayatından Süzülen Gerçekler)20-Kurandan Hikayeler(Kuranda
Geçen Kıssalar,Hikayeler)21-Resulullahtan Hikayeler(Resulullah
Efendimizin Hayatından Eğitici Tablolar)22- Kelile ve Dimne(Beydebadan
Günümüze Uzanan Klasikler)23-Tarihi Gerçekler (Tarihte Yaşanmış Gerçek
Olaylar ve Durumlar)24- Gerçek Hayattan Hikayeler(Gerçek Hayat
Hikayeleri)25-Türk Tarihinden Damlalar(Türk Tarihine Işık Tutan Tarihi
Olaylar)26- Bediüzzamanla Yaşayan Öyküler(Bediüzzaman Hazretlerinin
Hayatından Kesitler)27-Diyanetten Hikayeler(Diyanet Yayınlarından Çıkan
Hikaye Kitaplarından Seçmeler)28-Renkli Hikayeler(Renkli Tarihi Hikayeler
Öyküler)29-Sesli Hikayeler(Seslendirilmiş Hikayeler)30-Resimli
Hikayeler(Resimli Çizgilerle Hikayeler)31- Sizden Gelen Hikayeler(Sizin
Gönderdiğiniz Hikayeler-Öyküler) linkler