Hikayelerin Dünyasına Açılan Eşsiz Bir Kapı

19 Nisan 2026

Anasayfan 
              Yap Ziyaretçi Defteri

  HEKİMOĞLU DERLER BENİM ASLIMA (Türkü Hikayeleri)Hikaye Öykü Masal Arşivi



Google
Sitemiz hakkındaki görüşlerinizi ZİYARETÇİ DEFTERİNE yazarsanız seviniriz.


www.hikayearsivi.net olarak 2002 yılından itibaren 23 yıldır kesintisiz yayın faaliyetimizi sürdürmekteyiz. İnternet üzerinde yayın yapan birçok sitenin içeriğinde, sitemiz içeriği kullanılmaktadır. İlk defa birçok kategori altında hikaye-öykü ve masalları paylaşmaya başlayan sitemiz, bu konuda da diğer sitelere örnek olmuştur. Sitemiz içeriğini kullanabilirsiniz. www.hikayearsivi.net den alıntıladığınızı belirtirseniz memnun oluruz.
Sitemiz içerikleri e-kitap olarak hazırlanmaya başlamıştır. Aşk Hikayeleri, İbretli Hikayeler, Duygusal Hikayeler adıyla hazırlanmıştır. Toplu kitap olarak okuyabilir, indirebilirsiniz.
Hali hazırda Sevgi Hikayeleri ve Dostluk Hikayeleri hazırlanmaktadır. Bizi takip eder ve sosyal medyanızda da paylaşırsanız seviniriz. (Kerim Melleş-KuTuL KuLuB)
Ekim-2025

HEKİMOĞLU DERLER BENİM ASLIMA
[Türkü Hikayeleri]
1900’lü yılların başı… Hekimoğlu Ordu’da yaşayan bir genç… Dürüst, zeki biri… Yiğitliğiyle de çevreye nam salmış. Gelgelelim ki çok da yoksul! Zaten bir genç, türküye konu olacaksa zengin olmaz ki… Çok azdır zenginin türküye konu olması. Türküyü türkü yapan şey biraz da yoksulluktur. Türküyü acıtan, kıran odur. Yılan gibi soğuk olan şey…

O dönemde bölgeye Gürcüler gelip yerleşir. Bir Gürcü beyi de çevreye egemenlik kurar. Bu Bey’in güzel kızı vardır. Gönlü yiğit İbrahim’dedir. Yoksul İbrahim de ona vurgun… Bey, kızını zengin birine verir. Genç kız artık sözlüdür. Zengin dururken yoksula kız verilmez. Bu ikiyüzlü ahlak genel yasadır.

brahim’se yoksul, İbrahim’se soğuk yılan!

Bey, kızıyla İbrahim’in birbirlerini sevdiklerini ve görüştüklerini duyar. Hemen İbrahim’e,“Gelsin teke tek hesaplaşalım.” diye haber yollar. Yer de belirtir. İbrahim, aynalı martinini alıp tek başına buluşma yerine gider ama korkağın ve hainin tek başına hesaplaşmaya gelmeyeceğini düşünemez. Bey, adamlarıyla gelir, İbrahim’i yayılım ateşine tutarlar. İbrahim çemberi kırıp kurtulur, annesine gider. Bir süre sonra iki amca oğlunu da yanına alıp dağa çıkar.

Artık, eşkıyadır o. Bey’in de korkulu rüyası… Şanı yayıldıkça yayılır. Adı Hekimoğlu olur halk arasında.Yalnız da değildir. Köylüler vardır arkasında bu yiğit gencin. Hekimoğlu, zenginlerden aldıklarını, bu yoksul köylülere dağıtır.

Dağlar, yılanı da yoksulu da kimsesizi de barındırır. Dağlar, Hekimoğlu’nu sever. Dağlar, meskendir artık Hekimoğlu’na.

Bey, Hekimoğlu’nun amca oğlunu öldürünce olan olur. Bu ölüm aynı zaman da Hekimoğlu’nun da ölümüdür. Hemen işin aslını öğrenmek için, dost bildiği muhtarın evine gider. Muhtarsa hain, murdar biri! Osmanlı zabitlerine haber gönderir. Hekimoğlu, çıkan çatışmada öldürülür.

Yunan tragedyalarında gerilimi, iki eşit gücün zıtlığı yaratır. Bir yanda yoksul, korkusuz Hekimoğlu; diğer yanda zengin, korkak Bey… Oysa bu hikâyede iki eşit güç yoktur. Bu iki orantısız zıtlık, halkın gözünde haksızlıktır. Köylüler, eski Yunan tragedyalarındaki korolar gibi hep bir ağızdan, “Hekimoğlu, Hekimoğlu” diye bağırır, onun safında yer alır. Yoksul ama mert; zengin ama hain Bey zıtlığının oluşturduğu gerilim, halk arasında bir tepki olarak türküye dönüşür. “Orantısız güce” tepki…

Destanların bitip yerini halk hikâyelerine bıraktığı döneme denk gelseydi Hekimoğlu, muazzam bir “halk hikâyesi” olabilirdi. Şimdi bir türküdür o.

Ordu-Fatsa-Ünye-Niksar arasında dağlar yine yeşil… Yine yaban gülleri açar. Hekimoğlu’na aşıktı o güller. Aynalı martin, Hekimoğlu’ndan sonra terk edilmiş eski değirmenler gibi…

Dağlar, yüreği kendileri kadar büyük insanı sever. Dağlar ıpıssız şimdi!

“Ünye-Fatsa arası ordu kuruldu
Hekimoğlu dediği narinim o da vuruldu.”

İç yakan iki dize. Hekimoğlu da vuruldu!..
Vah ki ne vah! “Yeşil ekin biçilmiş gibi”

Bey’in, güçlü olanın, haksızın galibiyeti; yiğidin, haklının, yoksulun, çaresizin olanın susturulması…

Keşke bir meddah ya da halk şairi olsaydı da kent kent dolaşıp anlatsaydı bu hikâyeyi. Şimdi ne fabulistler ne meddahlar ne de halk hikâyecileri var. Eskide kaldı güzel şeyler! Yapayalnız her şey!

Buluşma yerine çağrılıp pusuya düşürülen, dost diye girdiği evde ihbar edilen Hekimoğlu, duy:

Türkünün sözleri:

Hekimoğlu Derler Benim Aslıma Hikayesi
Hekimoğlu derler benim de aslıma
Aynalı martin yaptırdım narinim kendi nefsime
Konaklar yaptırdım döşetemedim.
Ünye de Fatsa bir oldu narinim baş edemedim

Konaklar yaptırdım mermer direkli
Hekimoğlu sorarsan narinim demir yürekli
Bahçe armut dibinde kaymak yedin mi
Hekimoğlu'nu görünce narinim budur dedin mi

Çiftlice Muhtarı puşttur pezevenk
Hekimoğlu geliyor narinim uçkur çözerek
Hekimoğlu derler bir ufak uşak
Bir omzundan bir omzuna narinim yüz arma fişek


Türkü'ye ait hikayenin başka bir versiyonu:

Ordu dolaylarında yaşayan Hekimoğlu, yoksul bir ailenin çocuğudur. Üstelik yoksul bir anneden başka hiç kimsesi yok. Çevresinde dürüstlüğü, akıllılığı ve yiğitliğiyle tanınan bir gençtir.

Yörede egemenlik kurmuş bir Gürcü Beyi vardır. Bu Gürcü Beyi, Ayşa adında güzel ve narin bir kızla sözlüdür. Ne ki, bu kız Gürcü Beyini sevmemekte, Hekimoğlu'na bağlanmıştır. Bu, dostlukla, arkadaşlıkla karışık bir sevgidir. Üstelik Hekimoğlu'yla görüşmeye başlamıştır.

İşte Bey, iki gencin ilişkisinin bu noktaya vardığını duyar duymaz Hekimoğlu'na düşman olur ve ona savaş açar. Hekimoğlu'yla teke tek görüşüp, hesaplaşmayı önerir; bir de yer belirtir. Hekimoğlu, gözüpek, mert bir gençtir. Aynalı mavzerini kuşanıp, tek başına buluşma; yerine gider. Gitmeye gider ama, Bey sözünde durmamış adamlarıyla gelmiştir. Üstelik adamlarından biri, buluşma yerine varır varmaz, sabırsızlanıp Hekimoğlu'nu yaylım ateşine tutar. Ötekiler de çevresini sararlar. Hekimoğlu'yla Beyin adamları arasında yaman bir çatışma olur. Hekimoğlu, çatışma sonunda çemberi yararak kurtulur. Olaydan hemen sonra, Bolu da tek başına yaşayan anasının yanına gider. Anasına durumu anlatır ve artık şehir yerinde duramayacağını bildirir. Anasıyla helallaşıp, yanına Mehmet adlı iki amca oğlunu alarak dağa çıkar. Çıkış bu çıkış ve ölünceye kadar Hekimoğlu artık dağdadır.

Hekimoğlu'nun dağa çıkış nedenini ve biçimini bilen, duyan yöre köylüleri kendisine kucak açarlar. Onun mertliği, yiğitliği ve doğru sözlülüğü köylüleri daha da etkiler ve her açıdan kendisine yardım ederler. Özellikle yoksul köylülerle dostluk kurar, zenginlerden aldıklarıyla onlara yardım eder.

Hekimoğlu, artık Gürcü Beyinin korkulu düşü olmuştur. Bu yüzden Bey, kendisini sürekli jandarmaya şikayet eder ve kesintisiz izletir. Hekimoğlu'nu ihbar etmeleri için çeşitli yörelerde adamlar tutar. Fakat halk koruduğu için, Hekimoğlu'nu bir türlü ele geçiremezler.

Hatta bir defasında, Beyin adamlarından birinin ihbarı üzerine Hekimoğlu'nun kaldığı evi jandarmalar basıyorlar. Bütün çevre kuşatılmıştır. Evin altında bir fırın vardır. Hekimoğlu fırıncının yardımıyla fırının ekmek pişirilen yerini arkadan delip kaçmayı başarır.

Hekimoğlu, kaçmaya kaçıyor ama, Beyin, iki amca oğlunu öldürttüğünü haber alıyor ve doğru Çiftlice köyüne iniyor. Gittiği ev muhtarın evidir. Bu Muhtar, Hekimoğlu'ndan yana görünüyor, oysa gerçekte Beyin adamıdır ve onunla

işbirliği içindedir. Nitekim adamlarından biri aracılığıyla ihbarda bulunur ve Hekimoğlu jandarmalarca sarılır. Hekimoğlu, Muhtarın "puştluğu" yüzünden kıstırılmıştır. Büyük bir çatışma çıkar taraflar arasında. Adeta namlular kurşun kusmaktadır. Özetle <> olur orada.

Olayın sonucuna ilişkin iki söylenti var halk arasında :

1-Hekimoğlu, çatışma sırasında. çemberi yarıyorsa da, aldığı yaralar yüzünden fazla uzaklaşamadan ölüyor.

2 -Atına atlıyor, elini karın bölgesinden aldığı yaralara basarak Ordu'ya kadar geliyor ve burada ölüyor.

Hekimoğlu, tipik bir "erdemli başkaldırıcı" örneğidir. Haklı bir nedenle dağa çıkıyor. Mertliği, yiğitliği ve iyilikseverliğiyle halk arasında büyük ün yapıyor. Yoksulların dostu, onları ezen varsılların düşmanıdır.

Hekimoğlu denince, hemen akla gelen bir özelliği de "aynalı martini" dir. Hekimoğlu Türküsü'nde geçen ve kendisinin adıyla özdeşleşen "aynalı martin"in özelliği şudur. Hekimoğlu, özel olarak yaptırdığı mavzerinin üstüne bir ayna taktırıyor. Çatışmaya girdiğinde, bu aynayı: düşmanının gözüne tutarak, gözünün kamaşmasına, dolayısıyla hedefini şaşırmasına yol açıyor.

Bu yüzden Hekimoğlu'nun, adı, Hekimoğlu'nun adı "aynalı martin"le özdeşleşmiştir.



Kaynak:Mehmet Bayrak, Eşkıyalık ve Eşkıya Türküleri, Yorum Yayınları Ankara 1985

Hazırlayan: Kerim Melleş| www.hikayearsivi.net



Kaynak: Hikaye-Öykü-Masal Arşivi: www.hikayearsivi.net
Bu hikayeyi beğendi iseniz, veya fikrinizi diğer ziyaretçilerle paylaşmak istiyorsanız lütfen YORUMUNUZU yapın. Sadece 1-2 saniyenizi alacaktır.


Önemli Not: Hikayeyi kullanabilirsiniz. www.hikayearsivi.net den alıntı yaptığınızı ve kaynağını belirtirseniz memnun oluruz.

21 Ocak 2026 - 07:32:07 - 88 günlük
Ekleyen editör: HikayeArsivi

Okuyan:[149]Yorumlayan:[0]Kategori: [Türkü Hikayeleri]
HİKAYEYİ SOSYAL MEDYANIZDA PAYLAŞIN:



Bu hikaye yazı-yorum için henüz yorum yapılmamış veya yorum onaylanmamış.
 

Yorumlarınızı Yapın:
 



Reklam ver

 
 

.: Günün Ayeti :.

.: Günün Hadis-i Şerif-i :.

.: Günün Sözü :.

     


 
Google

Sitemizden alınan tüm hikaye-öykü-masal ve materyalleri kullanabilirsiniz. www.hikayearsivi.net den alındığını belirtirseniz memnun oluruz.
Site içeriği ve belirli konularda içerik paylaşımı ve katkı sağlamak için site yönetimiyle [kutulkulub@gmail.com] irtibata geçebilirsiniz...

 
 Hikaye Arşivi  
Kerim MELLEŞ-KuTuL KuLuB © 2002-2025  ©  Hikaye Öykü Masal Arşivi
Sayfamızı en iyi 1024*768 çözünürlükte görüntüleyebilirsiniz...

  KuTuL KuLuB-A.Kerim Melleş